Sonu seyirciye bırakılmış bir film gibiydi seninle aşkımız. Film bendim, seyirci sen. Sonu sana kalmış bir aşktı bizim yaşadığımız, Kolaya kaçmıştık, Çok kolay kaçmıştın. İkimizin de herbiri ayrı bir film olacak kadar çok hikayesi, bir o kadar kahramanı vardı oysa........ Ne bir figüran olabildim kendi filmimde en küçük rolü, abartıyla oynayan, Ne de bir yıldız; kırmızı halı kaprisi yapan.... Kapalı gişe oynamıştı hep aşkımız seyirci yokluğundan.... Galaya ikimizde davetliyken ben eserimizi seyretmeye gittim, Sen ona bile tenezzül etmedin.... Oysa çok az bir bütçeyle çekmiştik bu filmi; anımsa!!!!!!!!!! En yalan aşk filmlerini bile sollamıştı bizim ''gerçeğimiz.'' Ve bu hatalı sollama sonucunda, Sen başka bir aşka çarpıp kurtulurken, ben ağır yaralanmıştım..... İnsanlar yuhaladı beni günlerce kabuslarımda....... Devamlılık sorunu yaşıyorduk... Durmadan..... Kaldığımız yerden her başlamaya çalıştığımızda bir şeyler eksik oluyordu. Çalıntı bir senaryoyla çekilmiş bir film gibiydi aşkımız.... Ruhsuzdu, Ahlıydı, Bas-bayağı- !!!! alıntıydı. Aşık kadın, cesur adam rolü biçilmiş kaftan olamadı bir türlü üstümüze. Hep sökük kaldı bir yanı, hep hava aldı... Aynı yerden kopuyordu film ''sayende'' Hani şu dramatik kavuşma sahnesinde. Bizim korkularımız arasında, ceryanda kalıp üşüttü aşkımız. Ağır soğuk algınlığı teşhisi koydu doktorlar, ''İtinalı bakacaksınız, iyi beslenmeli, istediği hiç birşeye hayır denmemeli'' dediler. ''Şimdi çok yormamak kaydıyla biraz yaşayabilirsiniz aşkınızı'' dediler. Bana baktın, ben dayanamam şimdilik sen yaşa dedin, Ve o arada Sen bir daha dönmemek üzere, bir haber vermeden gittin, Gidişinle Aşkımız önce ağır bir koma yaşadı, sonra yatalak kaldı. Filmin sonunda Sonra sen cesur adam taklidi yapıp ayakta alkışlandın , Bense yatalak bir aşkın bakıcısı olarak yaşadım.
-SON-
|